16 Haziran 2017

Erkeğin R noktası

Erkeğin R noktası,R,R yapmak nedir,
Erkeğin R noktası,R,R yapmak nedir,
Bu da neyin nesi? Bir çeşit ‘geri vites sendromu’. Yani tam ‘işte o adam’ dediğimizde yok olan erkeklere rotamızı çeviriyoruz şimdi…

Yazı: Simay Engür

‘G’ meselesinin kadın-erkek ilişkilerinde atardamar olduğu aşikar. Onlarca yıl ilişki uzmanları, cinsel terapistler ve biz kadınlar dümeni bu yöne kırdık, malum noktayı aradık durduk. Mesele çözüldü, çözülüyor derken ise yeni bir konu noktalanmayı bekliyor; erkeklerin ‘R’ noktası!

ARGODA SIK SIK KARŞIMIZA ÇIKAN ‘GERİ VİTES’ KAVRAMINI ERKEĞİN BİR KADINDAN TAM GAZ KAÇIŞI OLARAK DA İFADE EDEBİLİRİZ. Nedensiz zannettiğimiz şok ayrılıkların altında erkek arkadaşımız ya da eşimizin R noktasına bilmeden indirdiğimiz sert ve ritmik darbeler yatabiliyor. Biz aşkın çiçek bahçesinde koşarken ortamı bir kaos ortamına çeviren erkekler de şüphesiz bizim de etkimizle topuklamak için yol aramaya başlıyor. Bu durum sadece yeni başlayan ilişkilerde değil uzun soluklu ilişkilerde bile ansızın devreye girebiliyor. Peki bize ne yapmak düşüyor? Cevap basit: R noktasını bulmak!

ONUN PSİKOLOJİSİ, ONUN KARARI

Tahmin edeceğiniz gibi bir kadının G noktasını bulmak ne kadar zorsa, erkeğin R noktalarına genel bir açıklık getirmek de bir o kadar güç. Elbette ki her insanın soğuma nedeni ve ters yöne koşma hızı farklı fakat erkeklerin son düzlükte bir anda vitesi geriye almalarının bir nedeni olmalı. İlk kural kendini suçlamamak. Karşınızdaki insanın sizden uzaklaşmasının nedeni sizin yaptıklarınızdan çok onun psikolojisiyle ilgili. Klinik Psikolog Zeren Okçuoğlu Kadıoğlu; “Bazen kadınlar, eksik ya da hatalı yaptıkları bir şey olup olmadığını sorgulasalar da aslında çoğu zaman süreç karşıdaki kişinin psikolojisiyle ilgili. Yani her ilişki bireyin kendi dinamiklerine ait şeyleri canlandırıyor ve bunlardan bazıları kişiye iyi gelmeyebiliyor. Bu da bir erkeğin ilişkiye devam edemeyeceğini hissetmesine neden olabiliyor” diyor.

GÜÇSÜZ CÜCE SENDROMU

Virginia Woolf, varolan muğlak durumun peçesini ‘Kendine Ait Bir Oda’ kitabında şöyle aralıyor: “Bütün bu yüzyıllar boyunca kadınlar, erkeği olduğundan iki kat büyük gösteren bir ayna görevi gördüler. Uygar toplumlarda hangi işe yararlarsa yarasınlar, bütün şiddet ya da kahramanlık eylemlerinde aynalar gereklidir. İşte bu yüzden Napolyon da Mussolini de kadınların erkeklerden aşağı olduğunda bu kadar ısrarcıdırlar, eğer onlar aşağıda olmasalardı kendileri büyüyemezlerdi. Bu da çoğunlukla kadınların erkeklere gerekli olduğunu kısmen de olsa açıklamaya yarıyor.” Yani çoğu erkek için kadınlar ayna niteliği görüyor. Yansımalardan hoşlanmazlarsa, mevcut aynayı yok etme yolunu seçiyorlar. Klinik Psikolog Kadıoğlu erkeğin ani geri vitesinin ardındaki sebeplerden birini hiç de uzak olmadığımız bir yaklaşıma bağlıyor: “Çocukluğumuzdan beri öğrenmiş olduğumuz bazı öğretiler erkeğin kadından statü olarak daha üstün olması gerektiğini yoksa bu ilişkinin/evliliğin yürümeyeceğini gösteriyor. Son yıllarda kadın-erkek arasındaki fark gittikçe yok olmaya başladığı için bu inanış eskisi kadar geçerliliğini korumasa da; kendi statüsünün çok üzerinde bir kadınla ilişkisinin olması bazı erkekleri kaygılandırıyor ve özgüven sorunu yaratıyor.” Yani ataerkil normların aksine ne istediğini bilen, güçlü ve geleneksele başkaldıran bir kadın; karşısındaki erkeğe psikolojik boyutta 7 Cüceler’e 8’inci olmaya adaymış gibi hissettiriyor. Peki sonuç? Tabii ki vites yine geriye alınıyor ve gaza basılıyor.

PASİF OLMA!

Erkeklerin her ilişkide iktidara oynadığı doğru fakat kadının edilgenliği bir süre sonra can sıkıcı olabiliyor. Birlikte çıkılan ilk akşam yemeğinde hangi boş masaya oturmanız gerektiğini bilmiyorsanız ya da sohbet esnasında devamlı ‘sen bilirsin’ diyorsanız kolay lokmalığın titreşimlerini karşı tarafa yollamış oluyorsunuz. Bu titreşimlerse erkeğin beynindeki R noktasını harekete geçirmeye yetiyor. Tamamen karşısındaki erkeğe göre hayatını düzenleyen, kendi doğruları olmayan, fazlaca uyumlu, sürekli kendini kurban etme pozisyonunda olan kadınlar bir noktadan sonra erkeklere sıkıcı gelmeye başlıyor. O zaman ne yapmamız gerekiyor? Hayatta mutlaka bazı prensiplere sahip olmalıyız. Erkekler, hamle yapmalarını gerektirmeyecek bir iktidardan genellikle hoşlanmıyor hatta sınırları belli plastik bir ilişkidense, prensipleri için direnen bir kadının rahatsız edici hazzı onlara daha cazip gelebiliyor.

GÖRÜNTÜ ÖNEMLİ

Kadın-erkek arasındaki psikolojik savaş elbette ki çok sert geçiyor ama işin bir de fizyolojik boyutu var. İlk buluşmada da, ilişkinin ilerleyen evrelerinde de kişisel bakım önemli konu! Eğer istenmeyen tüylere, bakımsız görünen el ve ayaklara sahipseniz tebrikler! Muasır temizlik seviyesinin ve geri vitese takmış bir erkeğin arkasından el sallayabilirsiniz. Öyle ki bakımlı olmak hem partnerinizi hem de öz saygınızı yitirmemek adına oldukça önemli. Tüm bunlara rağmen bakımlı olmakla ‘şatafat’ arasındaki kalın çizgiye dikkat etmek gerekiyor. Çünkü kusursuzluğa koşar adım ulaşmaya çalışırken; eğer profesyonel değilsek vlogger’lardan izleyip uygulamaya çalıştığımız makyaj teknikleri bizi “O palyaço benim…” durumuna getirebiliyor. Özellikle ilk buluşmalarda bırakılan izlenimin önemi gereği rafine bir görünüm tercih etmek gerekiyor; aksi takdirde yanlış kontur uygulamaları sonucunda içine düşebileceğiniz ‘rezilliğin’ R’si erkeğin beyninde geri vitese bağlanıyor. Korseler, dolgulu sütyenler ve kadınların rutinine girmiş pek çok hileye bakılırsa; gizlediğimiz daha onlarca sırrımız olduğu aşikar fakat günü kurtarmak için yapılan her türlü güzellik illüzyonu, ‘gerçek sen’ apaçık olana kadar partnerinizi yanınızda tutabilir.

SAHİPLENMEK NEREYE KADAR?

İlişkiler söz konusu olduğunda kadınlar, genellikle Sezen Aksu şarkılarına çaput bağlıyor desek yanlış olmaz. Minik Serçe’nin pek çok şarkısı benzer prototipte kadınlara değiniyor; tuttuğunu kopartan, inadına aşık ama yeri gelince de ille de unutan! Edilgen ve etken kadının iki karşıt dünya olduğunu söylemiştik fakat bir konu var ki, o noktada şansı baskın olmaktan yana zorlamak pek yararlı olmuyor. Uzak durulması gerekenler sıralamasının bir numarasındayız: Israrcılık! Bir ilişkiye henüz yeni adım atarken ‘Beni al onu alma’ tavrını benimseyen kadınlar, hem ısrarın hem de erkenden sahiplenmenin dozunu artırdığı için erkekler tarafından itici bulunuyor. “Şüpheci yaklaşmak, kaybetme kaygısı nedeniyle partnerin sosyal ilişkilerini kısıtlamak ve aşırı sorgulayıcı olmak ilişkiye zarar veriyor. Bağlanmakla, bağlı kalmakla ilgili problemi olan bir erkeğin çokça üzerine düşmek, gitmesin diye aşırı ilgi ve sevgi göstermek bir işe yaramayabiliyor” diyor Klinik Psikolog Kadıoğlu, ayrıca fazla kıskanç olmanın özgüven sorunlarıyla ilişkisi olduğunu ve bu durum boğucu olduğu için de ilişkiyi bozacağını belirtiyor. Kabul etmek gerekiyor ki erkeklerin geri vitese takıp tam gaz uzaklaşmalarının en büyük sebeplerinden birisi de, hayatlarına yeni aldıkları biricik kadının diğer tüm kadınları ekarte edeceği gerçeği. Erkekler, sırça fanuslarında yalnızca bir kadını misafir etme sorumluluğunu fark ettikleri an vitesi çeşitliliğin olduğu yere doğru ileriye takabiliyor. Gaza basmaması içinse biraz sakin olmak gerekiyor.

ERKEKLERE SORDUK

“Bir kadınla ilk kez buluşuyorsam, bu fiziksel özelliklerini beğendiğim anlamına gelir. Devamında karakteri ve yaşamındaki detaylara takılabilirim. Örneğin statü olarak benden yüksek ya da zeki bir kadın olması beni rahatsız eder ve ikinci buluşma hiç gerçekleşmeyebilir.” Aykut, 38 yaşında, Mimar 

“Ben bir kadına yaklaşırken oldukça titiz ve takıntılı davranırım. Bir ilişkiye başlama sürecine kadar yaptığım çeşitli totemlerim bile vardır. İnce yaptığım planlar ve heyecanlı bekleyişimin sonunda, hoşlandığım kadının kolay elde edilebilir ve yönlendirilebilir bir yapıda olduğunu fark ettiğimde arkama bakmadan kaçtığım çok oldu.” Metin, 27 yaşında, Muhabir

“Hayatımda yalnızca iki kişi oldu ve her ikisi de eğer ben ayrılmasaydım evliliğe gidebilecek ilişkilerdi. Güzellik benim için bir tercih sebebi olamaz fakat her iki ciddi birlikteliğimden de kaçma nedenim dünyaya bakışı, yemek zevkleri ve genel kültür seviyesi gibi uzun vadede ortaya çıkan konularda beklentimi karşılayamadıklarını fark edişimdi.” Can, 32 yaşında, Eczacı

“Tutarsız bir kadın gördüğüm zaman, oradan kaçacak yer ararım. Örneğin yeşil sevmediğini söyleyip, ertesi gün yeşil bir kazak giymesi bile çok iticidir benim için. Genellikle ne istediğini bilmeyen; özgün veya hazır cevap olmayan bir kadın gördüğümde geri vitese takıp uzaklaşıyorum.” Korhan, 23 yaşında, Öğrenci

 

 

 

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir